ŞİİRLER
Sizlerden gelen şiirler...
Şiirler için yeğenim Erkan Başok'a teşekkürler :)
Ben Kafkasya'yım
Kan rengindedir çehrem,
Yaralıdır uçan kuşum,
Bin ağıt vardır her taşımın dilinde,
Öksüzdür gölgem güneş düşmez göğsüme...
Her gece ansızın,
Sevdalar yazılır kale duvarlarına.
Hançer soğukluğunda.
Bozkır'a bir nal sesi düşer,
Yırtılır ar'ı gecenin.
Anne karnında sarılır kundağa çocuk.
Kahpedir tarih oldum olası....
Ben Kafkasya'yım...
Barut kokar çiçeğim,
Kar düşer baharımın koynuna,
Ayaz tüter ocağım...
Ben Kafkasya'yım...
Çakal kışlamaz tenimde,
Karga bilmez kartal yuvasını,
Ve kartal'ın özgürlük and'ını...
Ben Kafkasya'yım...
Koy verip bedenimi bir kenara,
Canımı vurdum düşmana,
Bin kurşuna bir hançer çektim,
Cesaret sardım sancağıma..
Henüz ölmeden öldüm,
Ve ölümsüz oldum öldüğümde...
Gün oldu güneş tutuldu.
Gece oldu ay tutuldu.
Ama tutulurmu zaman?
Tutulurmu Kafkasya?...
Ben Kafkasya'yım...
Ağlamaktan yosun tutsa göz pınarlarım,
Uçurum olsa yüreğim deniz mavisi,
Gelinciklerim dökülse göğsüme,cehennem kırmızısı,
Vursalarda gökyüzümü umudumun yanıbaşında,
Yinede rüzgarla söylerim,özgürlük türküsünü.
Ben Kafkasya'yım...
Bir masalın kaf dağıyım,
Bir masalın zümrüdü anka kuşu.
Ben Kafkasya'yım...
Yedi kıtadan hasret vurur kıyılarıma,
Yedi kıtada sürgün verir bedenim.
Ben Kafkasya'yım..
Bir avuç toprak dünya,
Dünya bir avuç KAFKASYA...
Kafkasya'm
Aç koynunu buram buram koksada ölüm,
Dikenine razıyım solsada gülüm,
Toprağında tutsak geçsin şu ömrüm,
Bir yudum suyun yeter Kafkasya'm...
Ufkunda kartallar hürdü hür kalsın,
Dağlarında atlar yine şahlansın,
Düğünde mızıkan daha gür çalsın,
Ağlamasın yüzün gülsün Kafkasya'm...
Bir güneş değilki batsın arzular,
Üzerine çevrilmiş kahpe namlular,
Sinenden kan emen kudurmuş Ruslar,
Kapında köpek olsun Kafkasya'm...
Kükreyen arslanın sesinde varsın,
Özgürlük ateşi seninle yansın,
Şamil'in destanı yerde mi kalsın?
Davanda haklısın yürü Kafkasya'm...
Atılen hermermi tevhid nur'udur,
Yolunuz aydınlık Hakk'ın yoludur,
Göğsünüz hınca hınc iaman doludur,
Mücahit yatağı eşsiz Kafkasya'm...
Ne zaman ayrılırsa gökteki ay-yıldızdan,
Vaz geçerse bir gün güneş doğmaktan,
Yorgun dünya bıksada dönüp durmaktan,
Esaret halkasını takmaz KAFKASYA'M...
Kardeşliğin Şiir'i
Bir şiir yazıyorum.
Vaktini kestiremiyorum.
Ne güneş hoşcakal deyip gidiyor dünyaya,
Ne de sessizce çöküyor gece.
Gözlerim kamaşmıyor ışıktan.
Alaca karanlıkta değil.
Zorlanmıyorum görmekte.
Nisan yağmurlarını işlesem diyorum şiir'e,
Nisan kayboluyor.
Sere serpe uzansam sahile,
Tenimin rengi hep aynı kalıyor.
İçim üşüyecek gibi oluyor bir an...
Ama kasım aralık soğuklarıda da yok.
Eflatun güller kokuyor burnuma.
Saate baksam merak edip zaman'ı,
Hep aynı yerde ibreler,
Ama üst üste sanki,
Bir birlerini saklıyorlar benden.
Zamanı yok diyorum hayat'ın,
Sevmek var zaman'ın içinde...
Dalıp gitmişim işte,
Ana dilimle yazmışım şiir'i.
Çerkesce harflerin,
En nazik,en yumuşak,
Ama en kabadayı harfleri düşmüş,
Kalemimin ucuna.
Bir harf başını alıp gitse,
Satırlar devrilmiş bir biri ardına.
Uçurumlar bozkır'a inmiş,
Başları deymiş eteklerine,
Bir karınca yuvasına,
Yüzlerce kaynağın suyu birikmiş,
Bir serçe içmiş o'nu bir çırpıda,
Dili çözülmüş şiir'in,
Kürtce olmuş,
Kürd'ü bir somun ekmek almış içinden,
Öpüp alnına koymuş...
Laz'ı bir kemençe edasıyla dolaşmış,
Satırların arasında.
Manav'ı Tatar'ı alkış tutmuş,
Gölgesinde şiir'in...
Canlar can olmuş bir bedende.
Ela'ya deniz mavisine,
Bazende yeşil'e çalmış gözler.
Ama,aynı rengin üstüne dalmış,
Aynı hayata kırpılmış,
Aynı hüzün düşmüş damlalardan,
Ve aynı tebessüme açılmış,
Kimi çatlak,kimi kiraz dudaklar.
Anlamı yok diyorum nefret'in.
Bir kalb var her bedenin içinde...
Susuz kalıyor şiir'im ansızın.
Toprağını bulutlara açıyor,
Rahmet nazar'ına sunuyor,
Binlerce mil'i topluyor,
Yaprağında çınar'ın...
Ve bir dua düşüyor yüreğine.
Anne üstüne...
Aşk üstüne...
Kardeşlik üstüne...
Amin! diyor;
Aleviisi,sünnisi,
Amin!...
Koskoca bir el,
Milyonlarca yüzü okşuyor,
Amin ! üstüne...
Irkını şaşırıyor kelimeler,
Bukalemun misali.
Siyah'ı seçse,beyaz öksüz kalıyor,
Beyaz'ı seçse,siyah yetim...
Esmer hayaller kuruyor,
Sarı sevdalar dolduruyor göğsüne,
Kardeşiz diyor...
Aynı güneşi paylaşıyorsak,
Aynı havaya muhtaçsak,
En güçlüsü,en güçsüzü.
Kardeşiz...
Güller kurşunları vurmalı bu gün.
Çiğdemler düşmeli yaprağına.
Hani;kardeşiz diyor ya!
Gökkuşağının yedi rengi,
Yedi kıtaya...
Aynı topraktan alıyoruz ya mahsul'ü.
Kardeşiz işte...
Aynı mehtapta coşuyor aşklarımız.
Ayrıda olsa dilimiz,
Ayrıda olsa rengimiz,
Aynı feryadı basıyor ilk sesimiz...
Aynı renkte kanıyor yaramız...
Aynı cennettten kovulduk...
Kardeşiz...
İnkar edip kin katsakta sevgimize.
Çekiştirsekte insanlığı sağa-solaa,
Hep ortada,toprakta biter sevdamız.
Kardeşiz...
Bir sonu yok diyorum kavganın,
Kardeşlik var sonsuzluğun içinde...
Ve Sen Kafkasya
Güneş önce yükseğe doğar bilirmisin?
Bu yüzden asildir aydınlık.
Gün geceden üstündür.
Gül dikenden.
Gurbeti sıla besler,
Sılayı hasret...
Vuslat Karadenizde vurgun yedi.
Hırçın dalgalar köpürdü,
Bir umut sürüldü vatanından,
Bir ulus koparıldı canından...
Köpürme sen Karadeniz.
Vurma Kaf dağının eteklerine.
Kanatma yaramızı.
Biz vatanın yüreğindeyiz hala,
Bir filizde bin sürgün veriyoruz,
Yeri gelince kartal oluyoruz bulutlarla dans eden,
Yeri gelince kabına sığmayan bir volkan.
Hala elbruz eteklerinde at sırtında,
Gerçeğe dalar hayallerimiz.
Hala buz gibi soğuk kamalarımız var belimizde,
Ve cehennem kadar sıcak kinimiz,
Bizi yardan koparanlara.
Yeri gelir zabanilere kafa tutarız,
Yeri gelir cennet kadar asude oluruz.
Küllerimizi dünyaya savururken kimse bilmedi,
Her zerre bir çınar olacak yeniden.
Kimse anlayamadı her kıvılcım bir yangın olacak.
Ve kimse görmedi Kafkasya yı dünyaya bağlayan gökkuşaklarını.
Yalnız buğulu gözler gördü.
Yalnız onların yüreğine düştü çiğ taneleri,
Ve yalnız onlar gördü Kaf dağını millerce öteden.
Sen!...
Çerkaskası duvara mahkum arslan!.
Sen ölüsünden bile moskofun korktuğu.
Kanatlı atların sahibi,
Destanların en sağlam halkası.
Sen mermilere yüreğini siper eden savaşcı.
Ve Sen KAFKASYA!...
Ressamların tuvaline düşen taze bahar.
Esarete baş kaldıran asi kardelen..
Yüreklerimizi toprağına gömüp kopardılar,
Bedenimizi senden...
Göç
Bir göç hikayesi anlatılır.
Kafkas dağlarının yamaçlarından,
Sahile uzanan.
Limandan usul usul kalkarken gemiler,
Usul değildi yürekler.
Dalgalar değildi sahile vuran.
Buruk gözyşlarıydı.
Martı sesleride yoktu,
Çığlıklar vardı,
Çığlıkları bastıran hıçkırıklar.
Canan dan koparılan canlar vardı,
Güneş aydınlatmamıştı onları,
Kahrolası karanlık vardı...
Tayfaların manasız bakışları önünde,
Çekes ağıtları sarmıştı gökyüzünü...
Mızıkalar suskundu...
Kamalar yetim...
Yosun tutmuştu kartal bakışlar.
Denizden hırçındı yürek atışları...
Gemi;aynı rotada giderken,
Rotasız hayaller vardı yüzlerde.
Bir yüz vardı,
Bir yüz vardı,daha ondokuzunda...
Oturmuş yamçısının üstüne,
Anılar gözünde kör düğüm,
Gölgesinin gözyaşlarını siliyordu
Bir zamanlar Kafkasya da,
Destan üstüne destan yazan,
Ve Rus çarlarının uykularını kaçıran,
Yeşil bayrağıyla...
Bulutlardan hüzün yağıyordu,
Hasret yelkenlerini ıslatan,
Kafkasya kokuyordu özlem rüzgarları,
Deniz;tarihin ihanetini taşıyordu sırtında.
Çırpınan dalgalara ağır gelmişti bu yük...
Varlıktan...
Varolma savaşına doğru uzun bir yoldu bu...
Yorgun gemiler yanşırken yeni limanlara,
Misafir perverdi;
Açlık ve sefalet...
Mutluluk;sırt çevirmişti sanki,
Asalet intikamını alıyordu,
Sefalet kokan yeni topraklarda.
Yabancıydı yüzler.
Dilleri bir garip.
Donuk bakışlar vardı,
Onları sorgularcasına karşılayan.
Uçan kuşlarına takılmıştı misafir gözler,
Hürriyeti...
Hürriyeti kıskanırcasına...
Kuytu bir köşeye bırakılmış masum bir çocuk gibi,
Sönükte olsa bir umut ışığı aradılar.
Ama bulamadılar...
Yüzyıllarca sürdü yüreklerde yanan vatan hasteri.
Körüklendi her yeni doğan bebekle,
Bu sevdayla göçüp gitti nice canlar,
Törpülendikce özlemler,
Yeniden filizlendi.
Kafkas dağlarından havalan,
Kartal kanatlarında geldi hayat iksirleri.
Ama,ne emeller bitti,ne göçler...
Kaybeden Kafkasya oldu
Yetim kalan yine Kafkasya...
Nankör dünya ihanetini kustu,
Yüzyıllarca KAFKASYA'mın üstüne...
Kafkasya Ağlıyor
Her damlada kan var her damlada can,
Çanak tutmuş seyreder,utanmaz koca cihan,
Moskof'a ne oldu ki? Yine azdı baş çıban.
Ser'de göz,dağda kartal,toprakta şehit ağlar...
Bir yürek Hakk'ı anar,bir yürek sevda dağı,
Yitirsinmi gelinler takılmadan duvağı?
Kafkasya'mın üstüne kim çekmiş hain ağı?
Gökte güneş,çölde serap,suda yakamoz ağlar...
Kafkas dağı dayanmaz yakılan ağıtlara,
Naıl dayansın yürek çekilen cefalara,
Haber salın yiğitler Hakk'ı bilen dostlara,
Yuvada kuş,beşikte çocuk,kabirde Şamil ağlar...
Bir anne düşün hisleri ölmüş dünya,
Sırtında çocuğu,gözlerinde bir rüya,
Kudurmul Rus sürüsü çekmiş o'nu pusuya,
Namluda mermi,tetikte el,yürekte vicdan ağlar...
Aydınlatır geceyi peşisıra çığlıklar,
Barut kokusuyla yırtıldı bak ufuklar,
Yıkılsın yıkılmalı haddi aşan tağutlar,
Kında kılıç,dilde tekbir,semada ezanlar ağlar...
Hücrelerimi alın gözlerim sizin olsun,
En güzel gün öldüğüm günüm olsun,
İstemem başka sevda Kafkasya'm mutlu olsun,
Dua'da dilim,sinede özüm,yüzümde tebessüm ağlar...
Sevgi Üstüne
Her gece bir ağıttır,
Yanar tutuşur, coşar yürekler.
Her baharda destanlar yazılır,
Sevgi üstüne...
Bir yolcu beklenir hayat garında,
Voltalar sessiz yürekte çığlık.
Fecr vakti çiğdem düşer yaprağa,
Hani o ilk hıçkırık.
O ilk gülüş.
Belenir güllere.
Sevgi üstüne...
Dağlarım yücedir erer buluta,
Göğsünden nemli tebessüm alır,
Nazlıdır, uzar gider patikalar,
Desen desen,
Sevgi üstüne...
Telaşla koşuşan gölgeler yorgun,
Hürmet vakti bir ihtiyar,
Kızıla çalan güneş masum,
Çinili fırında akşam ekmeği, buram buram kokar.
Sevgi üstüne...
Bereket düşer toprağa,
Başak eğer başını,
Bir ağaç gölgesinde taze muhabbet,
Bir tas ayran içilir, kana kana,
Sevgi üstüne...
Çalınan sazın dilidir teli,
Alır hülyalar gider seveni,
Her hece bin yara açar gönülde,
Kanar damla damla,
Sevgi üstüne...
Mecnun´un çileyle aştığı çöller,
Ferhat´ın sabırla deldiği dağlar,
İmkansız dense de böyle sevdalar,
Nesillerdir söylenir,
Sevgi üstüne...
Sevenler unutur demeyin sakın,
Açın dünyanın göğsüne bakın,
Geceler gündüze ne kadar yakın,
Nasıl döner durur,
Sevgi üstüne...
Değerli Anneme
Dün gece ben seni rüyamda gördüm,
Yıldızlar yanardı saçında anne...
Ürperdim uyanıp aradım seni,
Odamda kokun kalmıştı anne...
Senden uzaklarda bu gurbet elde,
Baharda hazanı yaşarım anne...
Kınalı ellerin kalmış aklımda,
Her akşam onları öperim anne...
Sevgiden şefkatten uzak tüm sesler,
Bir tatlı sözüne hasretim anne...
Karanlık her yanım bunalıyorum,
Bir demet ışık var bana anne...
Kovuldum girdiğim tüm mekanlardan,
Tertemiz yüreğin saraymış anne..
Gökyüzü maviydi ağaçlar yeşil,
Senden uzaklarda karaymış anne...
Selviler yükseldi otlar kurudu,
Senden uzak kalbim bir mezar anne...
Çağırdın gelmedim, suçluyum belki,
Beni dostlarıma sor yine anne...
Çalacak bak birazdan bak yine kapın,
Büyük oğlun gelmiş karşıla anne...
Bilirim her evlat ayrı sevilir,
Bu bayram ben yokum ağlama anne...
Sabah beni çağır yine namaza,
Boş duran yatağın ucunda anne...
Hazırla tertemiz elbiseleri,
Yine o duayla uğurla anne...
Unutma sakın yine tembih et,
Mezarda babana uğra de anne...
Telefonda duyarsan benim sesimi,
Ağlayıp beni de ağlatma anne...
Dayanmaz yüreğim belki gelirim,
Bilemem bayramın kaçında anne..
Göçmen kuşlar gibiyim kanadım kırık.
Sıcak iklimlerin çağırır anne..
İçimde bir çocuk hiç büyümedi,
Seni ister ağlar bak dinle anne..
Mazi bir hayal bulutu gibi,
Gözlerim uzakta dalmışım anne...
Koskoca dünya dört duvar sanki,
Işıklar sönmüş karanlık anne..
Bedenim dolaşır ıssız yerlerde,
Kimseler anlamaz ölmüşüm anne...
Çocukken kundağa sardığın gibi,
Gelip de kefene sar beni anne...
Cansız vücudum duyacak seni,
Ninniler söyle sev beni anne...
Bağışla bilmeden kırdıysam seni,
Saçımı okşa gül bana anne...
Ağıtlar yakıp ağlama sakın,
Göğsüme kırmızı bir gül koy anne...
Bedenim toprağa konduğu zaman,
Göğsünden koparıp cennet ver anne...
Üzülme sakın yalnız değilim,
Babamın yanında yatarım anne..
Seni de habersiz bırakmam korkma,
Arada bir rüyana girerim anne...
Dua et bizlere anne kalbinle,
Hakkını helal et hoşcakal anne...
Kendine iyi bak hoşcakal anne...
Hoşçakal anne...
Düş...
Hayallerimiz Vardı,
Hiç Bitmeyen Umutlarımız,
Bir Gün Dönecektik,
Kendi Topraklarımıza,
Vatanımıza, Atalarımıza,
Bekleyeceklerdi Bizi Ve Vatanımızı,
Çıkacaktık Kafkas Dağlarına,
Benliğimizi Arayacaktık,
Kültürümüzü, Geleneğimizi,
Tüm Canlılığı İle Yaşayacaktık,
Sabahlara Kadar Mızıka Eşliğinde,
Yapacağımız Düğün Günlerce Konuşulup,
Her Tarafta Duyulacaktı,
Thamadelerimiz Olacaktı,
Bütün Asaletlikleriyle
Kızlarımız Bütün Hünerlerini Sergileyip,
Erkeklerimiz Eşlik Edeceklerdi,
Çok Uzak Değil Bu Düş..
Bu Gerçek,
Hadi Bir Kıpırtıda Senden Gelsin!
Eren Arıkan ( Daw )
Ve Sen Kafkasya!...
Güneş önce yükseğe doğar bilirmisin?
Bu yüzden asildir aydınlık.
Gün geceden üstündür.
Gül dikenden.
Gurbeti sıla besler,
Sılayı hasret...
Vuslat Karadenizde vurgun yedi.
Hırçın dalgalar köpürdü,
Bir umut sürüldü vatanından,
Bir ulus koparıldı canından...
Köpürme sen Karadeniz.
Vurma Kaf dağının eteklerine.
Kanatma yaramızı.
Biz vatanın yüreğindeyiz hala,
Bir filizde bin sürgün veriyoruz,
Yeri gelince kartal oluyoruz bulutlarla dans eden,
Yeri gelince kabına sığmayan bir volkan.
Hala elbruz eteklerinde at sırtında,
Gerçeğe dalar hayallerimiz.
Hala buz gibi soğuk kamalarımız var belimizde,
Ve cehennem kadar sıcak kinimiz,
Bizi yardan koparanlara.
Yeri gelir zabanilere kafa tutarız,
Yeri gelir cennet kadar asude oluruz.
Küllerimizi dünyaya savururken kimse bilmedi,
Her zerre bir çınar olacak yeniden.
Kimse anlayamadı her kıvılcım bir yangın olacak.
Ve kimse görmedi Kafkasya yı dünyaya bağlayan gökkuşaklarını.
Yalnız buğulu gözler gördü.
Yalnız onların yüreğine düştü çiğ taneleri,
Ve yalnız onlar gördü Kaf dağını millerce öteden.
Sen!...
Çerkaskası duvara mahkum arslan!.
Sen ölüsünden bile moskofun korktuğu.
Kanatlı atların sahibi,
Destanların en sağlam halkası.
Sen mermilere yüreğini siper eden savaşcı.
Ve Sen KAFKASYA!...
Ressamların tuvaline düşen taze bahar.
Esarete baş kaldıran asi kardelen..
Yüreklerimizi toprağına gömüp kopardılar,
Bedenimizi senden...
ADİGABZE
Fark ediyormusunuz gidiyor Adigabze
Adeta can çekişiyor dilimizde
Sen bilme,ben öğrenme
Eriyip gidecek ileride.
Dilimizi yaşatalım ulusça
Bir örnektir Ubıhça
Söylüyorum tekrar sizlere
Var mısınız dilimizi yaşatmaya?
Adigabze kültürümüzün simgesidir
Eriyip gitmesi bir felakettir
Gelin öğrenip konuşalım dilimizi
Adigabzeyle yetiştirelim yeni nesilleri.
^^mkt^^ Kamil (Turkav)